Yayın Dönemi: 2005

Osman ERDOĞAN

Gümrük Muayene Memuru

Pc Gümrük Külliyatı Yapımcısı

osman-pw@hotmail.com

0505 626 92 56

 

 

 

 

 

GÜMRÜK MEVZUATINDA ‘FAİZ’ UYGULAMALARI

 

(I) GİRİŞ

Gümrük Mevzuatı uygulamalarında birçok konuda olduğu gibi ‘Faiz Tahakkuku ve Tahsilinde de her konuyu bütünüyle kapsayacak sabit bir uyguluma yoktur. Bunun en büyük sebebi ise ‘faiz’ hesaplaması yükümlülüğünü doğuran mevzuatın birbirinden farklı olmasıdır. Bu itibarla ‘faiz’  ifadesinin geçtiği her bir kavramın çok dikkatli ve özenle birbirinden ayrılması gerekmektedir.

Ticari (ekonomik), hukuki ve terimsel olarak ‘faiz’ tabirinin yer aldığı ifadeleri aşağıdaki gibi ayırmamız ve bu kavramların içeriğine göre ilgili mevzuatı ayrıştırmamız gerekmektedir. Aksi takdirde herbir kavram biririyle karışmakta, bunun sonucu olarak da anlam ve kavram kargaşası içinde ilgili mevzuat amir hükmü de yanlış uygulanabilmektedir.

 “Faiz” Arapça kökenli bir kelime olup,

-İsim olarak ‘İşletmek için bir yere ödünç verilen paraya karşılık alınan kâr, getiri, ürem, nema’

-Ekonomik terim olarak ise ‘Kapitalist ekonomide, artık değerin değişikliğe uğramış biçimi olarak paranın fiyatı, kiralanan paranın kira bedeli’,

“Faize Yatırmak (veya vermek)” Bankaya faizle parasını çoğaltmak için para yatırmak,

“Faiz Fiyatı” Faize verilen para karşılığında alınan bir yıllık faiz,

“Faiz Haddi” isim olarak ‘Elde tutulmak istenen para miktarı ile memleketteki para stokunu eşitleyen fiyat’; ekonomik terim olarak ise ‘Faiz oranı’,

“Faiz Oranı”  Kredi işlemlerinin kısa, orta ve uzun vadeli olmasına, kredi tiplerine ve sermaye piyasası, para piyasası gibi piyasa biçimlerine bağlı farklılıklardan oluşan ve para sahibinin üretimden aldığı pay oranı,

“Basit Faiz” Faizleri üzerine eklenmemiş ana paraya belli bir dönem sonunda verilen faiz,

“Bileşik Faiz” Süre tarihine dek birikmiş faizlerin ana paraya eklenmesiyle elde edilen toplam üstünden ödenen faiz, mürekkep faiz,

“Temerrüt Faizi” Borcun zamanında ödenememesi sonucu daha sonra ödenen ek faiz,

anlamına gelmektedir.

Türk Dil Kurumu’nun yayımladığı Türkçe Kelime/Kavram Sözlüğünden temin edilerek yukarıda tanımı yapılanların dışında Gümrük Mevzuatında ismen geçen ‘faiz’ ifadeleri bulunmaktadır. Ancak, aşağıda belirtilen bu ifadeler gerek 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usul Hakkında Kanunu’nda ve gerekse 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nda ‘tanım’ olarak yer almamıştır.

Makalenin devamında konu başlıkları altında açıklanmış olan ve uygulamaya yönelik ilgili Kanun, Yönetmelik, Bakanlar Kurulu Kararları ve Tebliğlerin amir hükümlerinden yola çıkılarak “Faiz (Tecil Faizi)”, “Gecikme Zammı Oranında Faiz”, “Gecikme Faizi”, “Gecikme Zammı”, “Kanuni Faiz”, “Temerrüt Faizi” ve son olarak da “Cezai Faiz” ifadeleri tanımlanmıştır. Tanım, oran ve hesaplama yöntemlerinden sonra da gümrük mevzuatındaki uygulama alanlarına göre ayrıca sınıflandırılmıştır.

 

(II) TANIM, ORAN ve HESAPLAMALAR

A- FAİZ (TECİL FAİZİ)

Tanımı: ‘faiz’ ifadesi tek başına kullanılması durumunda Mülga 1615 Sayılı Gümrük Kanununun Faizler başlıklı 176’ncı ve 4458 sayılı Gümrük Kanununun 216’ncı maddesi amir hükümleri doğrultusunda, 6183 sayılı Kanununun 48 nci maddesinde geçen “Tecil Faizi” ifadesine karşılık gelmektedir. 1982 yılından günümüze kadar uygulanan faiz oranları dönemler halinde (Tablo-1)’de gösterilmiştir.

Hesaplama Yöntemi: Tecil Faizi oranları 6183 sayılı Kanunun 48’inci maddesine dayanılarak Maliye Bakanlığının Tahsilat Genel Tebliğleri ile YILLIK FAİZ oranları şeklinde yayımlanmaktadır. En son olarak 04.03.2005 tarihli 25745 sayılı Resmi Gazete ile Tahsilat Genel Tebliği Seri No 434 tebliğ yayımlanmıştır. Faiz (Tecil Faizi)  hesaplaması (Tablo-1)’deki veriler ve aşağıdaki formülün (Formül–1) kullanılmasıyla yapılabilecektir.

                                  

                              FORMÜL-1

Dikdörtgen Belirtme Çizgisi: f = (A.n.t)/36000f = Faiz

A = Ana Para

n = Zaman (Gün Sayısı)

t = Faiz Yüzdesi (bir yıllık faiz oranı)

Faiz hesaplanacak dönem aralığının (zamanın) GÜN SAYISI (n) dikkate alındığında sabit bölen Genel Matematik kuralları gereğince 36000 (otuzaltıbin) dir.

Gerek faizin (tecil faizi) tanımı ve gerekse Mülga 1615 Sayılı Gümrük Kanunun Faizler başlıklı 176’ncı maddesi ile 4458 Sayılı Gümrük Kanunu’nun 193, 198, 207 ve 216’ncı maddeleri amir hükümleri dikkate alındığında ister sadece “faiz (tecil faizi)” olsun ister ise “gecikme zammı oranında faiz” olsun 6183 sayılı Kanunun 48’inci maddesine istinaden aynı formülün (Formül-1) kullanılması gerekmektedir.

 

 TABLO-1

   FAİZ (TECİL FAİZİ) ORANLARI

İlgili Dönem Aralığı

(BaşlaBitiş Tarihi)

Faiz

Oranı (t)

Gün

Sayısı (n)

1982’dahil -01.09.1983

% 5

630

01.09.1983 - 01.02.1984

% 32

151

01.02.1984 - 01.09.1985

% 42

574

01.09.1985 - 01.06.1988

% 54

1001

01.06.1988 - 31.12.1988

% 65

210

01.01.1989 - 31.12.1989

% 72

365

01.01.1990 - 31.12.1993

% 63

1460

01.01.1994 - 09.03.1994

% 78

67

09.03.1994 - 07.09.1995

% 114

547

07.09.1995 - 02.02.1996

% 96

148

02.02.1996 - 22.10.1996

% 144

263

23.10.1996 - 09.07.1998

% 120

625

10.07.1998 - 24.01.2000

% 96

563

25.01.2000-

22.12.2000

% 48

332

23.12.2000 - 03.04.2001

% 36

101

04.04.2001 - 02.02.2002

% 72

304

03.02.2002 - 11.11.2003

% 60

646

12.11.2003 - 03.03.2005

% 36

477

04.03.2005  -

--

% 30

---

 

 

B- GECİKME ZAMMI ORANINDA FAİZ

Tanım: Gecikme Zammı Oranında Faiz ifadesi 4458 Sayılı Gümrük Kanunu’nun 193, 198 ve 207’nci maddeleri amir hükümleri ile hukuk terminolojisine girmiş olup, Gümrükler Genel Müdürlüğünün 07.12.2001 tarihli 30519 sayılı dağıtımlı yazılarıyla “6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun 51 inci maddesinde bahsi geçen gecikme zammı oranı dikkate alınarak aynı kanunun 48 inci maddesi hükümlerine göre hesaplanacak gecikme faizi kastedilmektedir” şeklinde tanımlanmıştır. 4458 sayılı Gümrük Kanununun yürürlüğe girdiği 05.02.2000 tarihinden günümüze kadar uygulanacak olan Gecikme Zammı Oranında Faiz oranları dönemler halinde (Tablo-2)’de gösterilmiştir.

Hesaplama Yöntemi: Gecikme Zammı Oranında Faiz hesaplaması, yukarıda yapılan tanımlar ve anılan 07.12.2001/30519 tarih ve sayılı tasarruflu yazıdan yola çıkılarak (Formül-1) eşliğinde yapılması gerekmektedir. Her ne kadar oran olarak Gecikme Zammı oranları alınsa da hesaplanması tecil faizi formülüyle yapılacaktır.

Bununla birlikte, 6183 sayılı Kanunun 48’inci maddesine dayanılarak yayımlanan faiz oranlarının YILLIK, 51’nci maddesine dayanılarak yayımecikme Zammı oranlarının ise AYLIK olması, faiz oranının formülde yerine konulurken ne şekilde dikkate alınacağı hususunda tereddüt oluştuğu mütalaa edilebilmektedir. Ancak, gerek 6183 sayılı Kanunun 48’nci maddesi amir hükmünün faiz hesaplamasını YILLIK bazda yapmayı esas alması ve gerekse 4458 sayılı Kanunun 207’nci maddesinin gerekçe maddesinde “... gerçekten erteleme ihtiyacında olmayan kişilerin gümrük idarelerine başvurmalarının önlenmesi ve amme alacağının nema kaybının ortadan kaldırılması sağlanmıştır.” ifadesinin yer alması nedeniyle söz konusu tereddüdün yersiz olduğu anlaşılacaktır. Bir başka ifadeyle, 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesindeki oran dikkate alınarak hesaplanacak gecikme zammı oranında faiz miktarının ayın kanunun 48’nci maddesine göre hesaplanacak faiz (tecil faizi) miktarından daha yüksek olması gerekti ortaya çıkacaktır.

Bu açıklamalar doğrultusunda (Formül-1)’de bulunan Faiz Oranı (t), Aylık Gecikme Zammı oranı 12 ile çarpılarak ilgili döneme ait YILLIK FAİZ oranı bulunduktan sonra formülde yerine konularak Gecikme Zammı Oranında Faiz hesaplaması yapılabilecektir.

“Gecikme Zammı” başlığı altında gecikme zammı oranında faiz hesaplamasına bir örnekleme yapılmıştır (Örnek-2). Aynı bölümde yapılan iki ayrı örneklemenin incelenmesinden de anlaşılacağı üzere, Gecikme Zammı hesaplaması ile Gecikme Zammı Oranında Faiz hesaplamasının birbirinden farklı olduğu ve hatta her iki örnekte de aynı dönem ve aynı ana para dikkate alınmasına karşın sonucun farklı olduğu görülecektir.

 

TABLO-2

GECİKME ZAMMI ORANINDA FAİZ
                      ORANLARI

İlgili Dönem Aralığı

(Başlangıç / Bitiş Tarihi)

Faiz

Oranı (t)

Gün

Sayısı (n)

05.02.2000

01.12.2000

% 72

300

02.12.2000

28.03.2001

% 60

116

29.03.2001

30.01.2002

% 120

307

31.01.2002

11.11.2003

% 84

649

12.11.2003

01.03.2005

% 48

475

02.03.2005

---

% 36

---

 

 

 

 

C- GECİKME ZAMMI

Tanım: Gecikme zammı, 6183 sayılı Kanunun 51’inci maddesinde tanımlanmıştır. Söz konusu maddenin 02.01.2004 tarihli 25334 1.Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan 5035 sayılı kanun ile değişik birinci paragrafında “Amme alacağının ödeme müddeti içinde ödenmeyen kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren her ay için ayrı ayrı % 4 oranında gecikme zammı tatbik olunur. Ay kesirlerine isabet eden gecikme zammı günlük olarak hesap edilir.” Şeklinde tanımlanmıştır. Söz konusu maddenin birinci paragrafının son cümlesi 5035 sayılı kanunla değişmeden önce “Ay kesirleri tam ay olarak hesap edilir” hükmü şeklindeydi.

Kanun metninde belirtilen Gecikme Zammı oranı Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenmekte olup, hali hazırda uygulamada olan oran 02.03.2005 tarihli, 25743 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanan 2005/8551 Sayılı BKK gereğince % 3 dür. 1994 yılından günümüze kadar uygulanan Gecikme Zammı oranları dönemler halinde (Tablo-3)’de gösterilmiştir.

Vadenin Bitim Tarihi: Vadenin Bitim Tarihi ifadesi 6183 sayılı Kanunun 37 nci maddesinin 2 ve 3 üncü paragrafında yer almakta olup; “Hususi kanunlarında ödeme zamanı tesbit edilmemiş amme alacakları Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapılacak tebliğden itibaren bir ay içinde ödenir. 

Bu ödeme müddetinin son günü amme alacağının vadesi günüdür.” Hükmü ile tanımlanmıştır. Bu tanımdan yola çıkarak, Amme Alacaklarına göre tahsilat işlemleri yapılan bir alacağın vade tarihi, tebliğ tarihinden bir ay sonra başlayacaktır. Gümrük Kanununa göre tahsilat işlemi yapılan bir alacağın vade tarihi ise 198 inci madde hükmü gereği tebliğ tarihinden itibaren 10 gün sonra başlayacaktır.

 

TABLO -3

GECİKME ZAMMI ORANLARI

İlgili Dönem Aralığı

(Başlangıç / Bitiş Tarihi)

Oran

Ay/Gün Sayısı (*)

08.03.1994 - 30.08.1995

% 12

18 ay

31.08.1995 - 31.01.1996

% 10

6 ay

01.02.1996 - 08.07.1998

% 15

30 ay

09.07.1998 - 20.01.2000

% 12

19 ay

21.01.2000

01.12.2000

% 6

11 ay

02.12.2000 - 28.03.2001

% 5

4 ay

29.03.2001 - 30.01.2002

% 10

11 ay

31.01.2002 - 11.11.2003

% 7

22  ay

12.11.2003 - 01.03.2005

% 4

15 Ay + 25 Gün

02.03.2005      -----------         

% 3

-- Ay + -- Gün

         (*)= Gecikme Zammı hesaplamalarında 02.01.2004 tarihinden önce vade tarihi başlayan ve aynı tarihten önceki bir tarihle hesaplama yapılacağı zaman ay kesirleri tam aya iblağ edileceğinden dolay, bu tarihten önceki ay sayıları tam aya iblağ edilmiştir. 02.01.2004 tarihinden sonra yapılacak hesaplamalarda ise ay kesirleri gün üzerinden hesaplanacaktır.

 

Hesaplama Yöntemi: Gecikme Zammının nasıl hesaplanacağı, 04.03.2005 tarihli 25745 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanan Tahsilat Genel Tebliği Seri No 434 ile ayrıntılı bir şeklide açıklanmıştır. Söz konusu Tebliğin II/B bölümündeki “Örnek 1” olduğu gibi aşağıda gösterilmiştir.
Sözkonusu örnekten de görüleceği üzere, Gecikme Zammı hesaplamasında Vade Tarihi başlangıç ve bitiş tarihi olarak dikkate alınmakta olup, gecikme zammı oranının değiştiği dönemlere denk gelmesi halinde de yine vade tarihi esas alınmaktadır. Buradan yola çıkıldığında, Gecikme Zammı hesaplaması tekniği ile, Faiz (tecil faizi) ve/veya Gecikme Zammı Oranında Faiz hesaplaması tekniği arasında çok ciddi farklılık olduğu anlaşılacaktır. Çünkü, faiz hesaplamasında GÜN sayısı dikkate alındığı için değişen faiz oranı, değişiklik tarihi itibariyle uygulamaya girmektedir. Gecikme Zammı hesaplamasında ise Vade Tarihi bitmeden değişen oran uygulanmamaktadır. 
 

         Örnek - 1 = Şehit Kamil Vergi Dairesi Mükelleflerinden (C) 26.12.2004 vadeli 120 YTL tutarlı Katma Değer Vergisi borcunu 15.05.2005 tarihinde gecikme zammı ile birlikte ödemiştir. Uygulanmakta olan aylık gecikme zammı oranı 02.03.2005 tarihinde %4’ten %3’e indirilmiştir.

        Mükellefin vergi aslı ile birlikte ödemesi gereken gecikme zammı;

        -27.12.2004-26.01.2005 tarihleri arasındaki bir aylık süre için (% 4 oranında) aylık esasa göre (eski oran),

        -27.01.2005-26.02.2005 tarihleri arasındaki bir aylık süre için (% 4 oranında) aylık esasa göre (eski oran),

        -27.02.2005-26.03.2005 tarihleri arasındaki bir aylık süre için (% 4 oranında) aylık esasa göre (eski oran),

       -27.03.2005-26.04.2005 tarihleri arasındaki bir aylık süre için (% 3 oranında) aylık esasa göre (yeni oran),

       -27.04.2005-15.05.2005 tarihleri arasındaki 19 günlük süre için ise günlük esasa göre (yeni oran),

uygulanmak suretiyle hesaplanacaktır.

       Borcun 4 tam aylık süre için gecikme zammı tutarı= (%4+%4+%4+%3) x 120 YTL = %15 x 120 YTL = 18 YTL

       Bu borcun 27.04.2005-15.05.2005 tarihleri arasındaki 19 günlük ay kesri için hesaplanan gecikme zammı tutarı ise;

      Günlük gecikme zammı oranı: (3/100/30=)0.001

(günlük gecikme zammı oranı) x (gün sayısı) x (gecikme zammı uygulanacak tutar) = (0,001) x 19 x 120 YTL = 2,28 YTL’dır.

      Böylece mükellef (C)’den, 120 YTL Katma Değer Vergisinin yanında ayrıca (18+2,28) = 20,28YTL gecikme zammı tutarının da tahsil edilmesi gerekmektedir.

 
Bir önceki paragrafta, Gecikme Zammı hesaplama tekniği ile Faiz (tecil faizi) ve Gecikme Zammı Oranında Faiz hesaplama tekniğinin farklı olduğu ifade edilmişti. Aşağıda verilen Örnek-2 nin, Örnek-1 ile karşılaştırılması halinde sözkonusu farklılığının sonuç itibariyle matematiksel boyutu da görülecektir. 
 

         Örnek - 2 = Karabük Gümrük Müdürlüğünce yapılan sonradan kontrol neticesinde X firmasına çıkarılan 120 Milyon TL (120.-YTL) ek tahakkuka 26.12.2004 tarihi itibariyle itirazda bulunulmuş olup, düzeltme, itiraz ve mahkeme sonrası kesin karar alındığında itirazın yersiz olduğu anlaşılmıştır. Adı geçen firma 120 YTL tutarındaki vergi borcunu 15.05.2005 tarihinde 4458 sayılı Gümrük Kanunun 193/3 maddesine istinaden gecikme zammı oranında faiz ile birlikte ödemiştir. Uygulanmakta olan aylık gecikme zammı oranı 02.03.2005 tarihinde %4’ten %3’e indirilmiştir. (Gecikme Zammı Oranında Faiz ise bu veriler doğrultusunda 02.03.2005 tarihine kadar yıllık % 44, bu tarihten sonra ise yıllık % 36 dır)

     -% 44 lük dönem için gün sayısı; 01.03.2005 – 26.12.2004 = 65 gün,

     -% 36 lık dönem için gün sayısı ise; 15.05.2005 – 02.03.2005 = 74 gün olacaktır.

     -Yukarıdaki veriler Formül-1’de yerine konulduğunda;

     -[Gecikme Zammı Oranında Faiz = (A . n . t ) / 36.000-]

     -(120 YTL x 65 gün x % 44)/36000 = 10,4o YTL

     -(120 YTL x 74 gün x % 36)/36000 =  8,88 YTL

     -Toplam Gecikme Zammı Oranında Faiz = 19,28 YTL dır.

 

Her iki örneğin incelenmesinde de görüleceği üzere, Gecikme Zammı (Örnek-1) ile Gecikme Zammı Oranında Faiz (Örnek-2) hesaplaması arasında 1 YTL lik fark oluşmuştur. Bu farkın fazla ya da eksik olması, hesaplama yapılacak dönemdeki gecikme zammı ve/veya gecikme zammı oranında faiz oranlarının düşürülmesi veya yükseltilmesine göre farklılık gösterecektir. Bununla birlikte, söz konusu 1 YTL lik fark 5 aylık bir dönem ve 120 YTL lik ana para üzerinden hesaplama yapıldığı için gerçekleşmiştir. Oysa, Gümrük Mevzuatı uygulamalarında genelde faiz (tecil faizi) veya gecikme zammı oranında faiz ortalama 2-3 yıllık zaman dilimlerinde ve yüksek meblağlar üzerinden yapılmaktadır. Bunun sonucu olarak da, hesaplama tekniğinin tanıma ve mevzuata uygun olanıyla yapılmasının ne derece önemli olduğu ortaya çıkacaktır.

 

D- KANUNİ FAİZ  ve TEMERRÜT FAİZİ
Tanım: Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi 3095 Sayılı Kanuna göre alınan, usul ve esasları Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliğleri ile yayımlanan, bir diğer ifadeyle yasal faiz anlamına gelen faizdir. En son 13.02.2005 tarihli 25726 sayılı Resmi Gazete ile Sıra No 3/2 Tebliğ ile geçmişten günümüze Kanuni Faiz ve Temerrüt Faiz oranları yayımlanmıştır. 1994 yılından günümüze kadar uygulanan faiz oranları dönemler halinde (Tablo-4)’de gösterilmiştir.
Hesaplama Yöntemi: 31.03.2003 tarihli 25065 Sayılı Resmi Gazete ile yayımlanan 4833 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin (t) bendinin ikinci cümlesinde; “... Ay kesirleri tama iblağ edilir. ...” hükmü yer almakta olup, bu hüküm 01.04.2003 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir. Bu itibarla, 01.04.2003 tarihine kadar hesaplanacak Kanuni Faiz için Formül-1’in kullanılması, bu tarihten sonraki hesaplamaların ise Formül-2 kullanılarak AY sayısı üzerinden yapılması ve son ayın gün fazlalarının tam aya iblağ edilmesi gerekmektedir.
 

                              FORMÜL-2

Dikdörtgen Belirtme Çizgisi: f = (A.n.t)/1200f = Faiz

A = Ana Para

n = Zaman (Ay Sayısı)

t = Faiz Yüzdesi (bir yıllık faiz oranı)

Kanuni/Temerrüt Faizinin hesaplanacak dönem aralığının (zamanın) AY SAYISI (n) dikkate alındığında sabit bölen Genel Matematik kuralları gereğince 1200 (binikiyüz) dür.

 

 

     TABLO - 4

KANUNİ FAİZ ve TEMERRÜT FAİZİ ORANLARI

      ile KKDF CEZA KATLARI

İlgili Dönem Aralığı

(Başlangıç / Bitiş Tarihi)

Faiz

Oranı (t)

Gün / Ay Sayısı (n)

KKDF Ceza Katı

01.01.1994

31.12.1997

% 30

1460 gün

3 Kat

01.01.1998

31.12.1999

% 50

729 gün

3 Kat

01.01.2000

04.11.2000

% 60

308 gün

3 Kat

05.11.2000

30.06.2002

% 60

602 gün

2 Kat

01.07.2002

31.03.2003

% 55

273 gün

2 Kat

01.04.2003

31.12.2003

% 30

9 ay

2 Kat

01.01.2004

31.12.2004

% 15

12 ay

2 Kat

01.01.2005

---

% 12

-- ay

2 Kat

 
 
 
 
E- CEZAİ FAİZ

Tanım: Cezai Faiz ifadesi, 07.06.1988 tarihli, 19835 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 88/12944 sayılı Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu Hakkında Bakanlar Kurulu Kararının “Müeyyide Uygulaması” başlıklı 8’inci maddesinde geçmektedir. Anılan BKK gereğince 04.11.2000 tarihinden önce Cezai Faiz Kanuni Faizin üç katı olarak; 2000/1387 sayılı BKK gereğince de bu tarihten sonra cezai faiz kanuni faizin iki katı olarak uygulanmaktadır. Gerek Kanuni Faiz oranları ve gerekse cezai faiz katları (Tablo-4)’de birlikte gösterilmiştir.

Hesaplama Yöntemi: 01.04.2003 tarihine kadar yapılacak hesaplamalarda Tablo-4’deki veriler ve Formül-1 kullanılarak kanuni faiz hesaplanarak 3 (üç) katı alınacaktır. Bu tarihten sonraki hesaplamalarda yine aynı tablodaki veriler ve Formül-2 kullanılarak kanuni faiz hesaplanacak ve 2 (iki) katı alınacaktır. 01.04.2003 tarihinden sonraki bir tarih ile biten kanuni faiz hesaplamasının yapılması durumunda son ayın gün küsuratlarının tam aya iblağ edilmesi gerekmektedir.
 

(III) GÜMRÜK MEVZUATINDAKİ UYGULAMALAR

 

A-  Mülga 1615 Sayılı Kanunun 176’ncı Madde Hükmü

“Madde 176- Bu Kanuna göre;

1. Eşyanın,yurda ithali sırasında tahakkuk ettirilip tahsili gereken vergileri için, nakitten gayri şekilde teminat, taahhütname ve teminatlı borç senedi verildiği takdirde bunların kabulü tarihinden itibaren,  ...

Başlamak üzere, geçen süreye ait faiz, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre Bakanlıkça tespit ve tahakkuk ettirilerek tahsil olunur

Hükmü yer almakta olup, Mülga Kanun döneminde yükümlülüğü doğan ve hali hazırda gümrük denetiminin devam ettiği geçici kabul kapsamı ithalat ve dahilde işleme rejimi uygulamalarının gerek eşyanın zamanında yurt dışı edilmemesi ve gerekse taahhüt kapatmalarının yapılmaması gibi durumlarda, gümrük vergileri için alınan teminat mektubunun irada çevrilmesi gerektiğinde Faiz (tecil faizi) tahakkuku Tablo-1 ve Formül-1 kullanılarak yapılacaktır.

Ancak, sözkonusu tahakkuk ve tahsilat işleminin Mer’i kanunun uygulama dönemi içinde yapılması durumunda Gümrükler Genel Müdürlüğünün 19.02.2004 tarih ve 21 sayılı talimat yazılarında; yükümlülüğün başladığı tarihin Mülga kanun döneminde olması halinde dahi 05.02.2000 tarihinden sonrası için gecikme zammı oranında faizin alınması gerektiği belirtilmektedir. Söz konusu yazıda; “Geçici olarak 05.02.2000 tarihinden önce ithalatı yapılan ve süresi içerisinde yurt dışı edilmediği 05.02.2000 tarihinden önce veya sonra tespit edilen eşyanın yurda girişi esnasında teminata bağlanan vergileri tahsil edilirken, teminat veya taahhüdün verildiği tarihten başlamak üzere 5.2.2000 tarihine kadar mülga 1615 sayılı Gümrük Kanununun 176 ncı maddesi uyarınca, 4458 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 5.2.2000 tarihinden itibaren ise 4458 sayılı Gümrük Kanununun 207 nci maddesi uyarınca faiz uygulanması gerekmektedir.” İfadesi yer almaktadır.

Bu açıklamalar ışığında örnek olarak 01.04.1999 tarihinde yükümlülüğü doğan bir Dahilde İşleme Rejimi kapsamında alınan bir teminatın irada çevrilmesini ele alacak olursak, 01.04.1999-04.02.2000 tarihleri arası için Tablo-1 deki veriler ve Formül-1 kullanılarak faizin; 05.02.2000 tarihinden sonrası için ise Tablo-2 deki veriler ve Formül-1 kullanılarak gecikme zammı oranında faizin hesaplanması gerekecektir.

Yukarıda anlatılan hususlar doğrultusunda Mülga Kanun döneminde yükümlülüğü doğan bir faiz uygulaması için Gümrük Müsteşarlığının resmi internet sitesinde link verilen Maliye Bakanlığının resmi internet sitesinde mevcut bulunan “Gecikme Zammı” – “Gecikme Faizi” hesaplaması ile yapılması mümkün bulunmamaktadır.

 

B- 4458 sayılı Kanunun 193/3, 198 ve 207’nci Maddeleri Hükmü

Gümrük vergilerinin tebliği, ödenmesi           ve gecikme faizi uygulaması ile ilgili olarak Gümrükler Genel Müdürlüğünün 2001/35 sayılı Genelgeleri ile uygulamadaki tereddütler giderilmiştir.

tiraz edilerek ihtilaf yaratılan tarih ile amme alacağının kesinleştiği tarih arasındaki süre için kesinleşen kısma itiraz tarihinden itibaren,

-Hiç alınmadığı veya noksan alındığı belirlenen gümrük vergilerinin yükümlüye tebliğ edildiği tarihten itibaren on gün içinde tahsil edilmesi esas olmakla birlikte, ilgilinin yazılı istemde bulunması halinde bu süre otuz gün daha uzatılabilir hükmünün uygulanmasında on günlük sürenin bittiği tarihten itibaren,

-Nakdi teminat dışında, 4458 Sayılı Kanuna göre Tahakkuk ettirilip tahsili gereken gümrük vergileri için verilen teminatın; Bir şartlı muafiyet düzenlemesine ve ekonomik etkili gümrük rejimine tabi tutulan eşyanın ilgili rejimin öngördüğü hükümlere uyulmaması nedeniyle bir gümrük yükümlülüğü doğması halinde, buna ilişkin teminatın, kabulü tarihinden itibaren,

            Tablo-2’deki veriler ile Formül-1 kullanılarak Gecikme Zammı Oranında Faiz (bir başka ifadeyle gecikme faiz) hesaplaması yapılacaktır.

 

C- 4458 sayılı Kanunun 216’ncı Madde Hükmü

Geri verme kararının alındığı tarihten itibaren üç ay içerisinde idarece söz konusu kararın uygulanmaması halinde, ilgilinin talebi üzerine, üç aylık sürenin bitiminden itibaren Tablo-1’deki veriler ile Formül-1 kullanılarak hesaplanacak olan faiz (tecil faizi) ödenir.

 

D- 4458 sayılı Kanunun 232’ncı ve 6183 Sayılı Kanunun 51’inci Maddeleri Hükmü

İlgilisine tebliğ edilerek kesinleşen para cezaları 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Ancak, anılan kanunun 51 nci maddesinin  üçüncü paragrafında; “Gecikme zammı; 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre uygulanan vergi ziyaı cezalarında bu madde uyarınca belirlenen oranda, mahkemeler tarafından verilen ve ceza mahiyetinde olan amme alacaklarında ise bu oranın yarısı ölçüsünde uygulanır. Bunların dışındaki ceza mahiyetinde olan amme alacaklarına gecikme zammı tatbik edilmez.” Hükmü yer aldığından dolayı, para cezaları için gecikme zammı hesaplanmayacaktır.

 

E- 4926 Sayılı Kanunun 23’üncü Madde Hükmü,

Davası devam ederken satılarak tasfiye edilen kaçakçılık konusu eşyanın satış bedeli emanet hesabına alınır. Yargılamanın eşya sahipleri lehine sonuçlanması halinde satış bedeli, satış tarihinden kararın kesinleştiği tarihe kadar geçen süre için Tablo-4’deki verilerin ilgili dönemine göre Formül-1 veya Formül-2 ile hesaplanacak olan yasal temerrüt faizi oranında hesaplanan faiz de ilave edilerek hak sahibine ödenir.

 

F- KKDF ile ilgili Cezai Faiz

Kaynak Kullanımı Destekle Fonu ile ilgili 88/12944 sayılı BKK’nın 2000/1387 sayılı BKK ile değişik 8’inci Maddesi; “Cezai faiz oranı kanuni faiz oranının 2 katıdır .” hükmüne amir olup, Konuyla ilgili olarak Gümrükler Genel Müdürlüğünün; 2002/22 sayılı Genelgeleri ve 17.06.2003 tarihli 15343 sayılı tasarruflu yazıları mevcuttur.

-2002/22 sayılı Genelgelerinde; “KKDF gelir eksikliği için para cezası uygulanmasının gerekli olduğu hallerde sadece alınan Kararın ‘Müeyyide Uygulaması’ başlıklı 8 inci maddesine göre cezai faiz uygulanması; bir başka ifade ile, KKDF uygulanmasında 2976 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmaması (menfi) gerekmektedir.” Hükmü, ve

-17.06.2003 tarih ve 15343 sayılı yazılarında “...Bu nedenle, 04.11.2000 tarihinden önce, tescil edilen gümrük beyannameleri kapsamı eşyanın ithali ile ilgili olarak cezai faiz oranının beyannamenin tescil tarihi ile 04.11.2000 tarihi arasındaki dönem için kanuni faiz oranının 3 katı, bu tarihten sonraki dönemler için ise kanuni faiz oranın 2 kattı olarak uygulanması gerekmektedir” hükmü bulunmakta olup,

eksik alınan veya hiç alınmamış olduğu tespit edilen KKDF’nun hesaplanmasında sadece anılan BKK’nın 8 nci maddesi gereği Tablo-4’deki veriler kullanılarak ilgili döneme göre Formül-1 veya Formül-2 kullanılarak kanuni faizin hesaplanması, bulunan kanuni faizin ilgili döneme ait ceza katıyla çarpılmasıyla da cezai faizin hesaplanması  gerekmektedir.

 

G- Telafi Edici Verginin (TEV) Sonradan Ödenmesi

4458 Sayılı Gümrük Kanununda “Telafi Edici Vergi” ismen yer almamış olmasına karşın, 194 üncü maddesinde; “1. Türkiye'nin taraf olduğu anlaşma hükümlerine göre dahilde işleme rejimi altında elde edilen Türk menşeli eşyanın anlaşmalara taraf ülkelere ithalinde, tercihli tarife uygulamasından yararlanmasının, bunların bünyelerine giren serbest dolaşımda olmayan eşyanın ithalat vergilerinin ödenmesi ve buna ilişkin belgelerin onaylanması koşuluna bağlı olması halinde, ithalata ilişkin bir gümrük yükümlülüğü doğar.” Hükmü ile tanımlanmıştır. Aynı maddenin ikinci fıkrasıyla da, ödeme yükümlülüğünün ihracat beyannamesinin tesciliyle başlayacağı belirtilmiştir.

27.01.2005 tarihli, 25709 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2005/8391 sayılı Dahilde İşleme Rejim Kararının kanuni dayanakları kısmında sadece 4458 sayılı Kanunun 80, 111, 115 ve 121 inci maddelerine atıf yapılmış, karar metni içinde de hiçbir şekilde 4458 Sayılı Kanunun 194 üncü maddesine atıf yapılmamıştır. Bununla birlikte, söz konusu Kararın, Telafi Edici Verginin Ödenmesi başlıklı  16’ncı maddesinin sondan ikinci paragrafında; “İşlem görmüş ürünün elde edilmesinde kullanılan vergiye konu eşyanın tespitinde firma beyanı esas alınır. Aksine bir durumun tespiti halinde, ödenmeyen ya da eksik ödenen telafi edici vergi, altıncı fıkrada belirtilen ödemenin yapılması gereken tarih itibarıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.” Hükmü yer almaktadır.

Gümrük Yönetmeliğinin 367’nci maddesinde ise, ithalat ile ihracat arasındaki süre için herhangi bir faizin alınmayacağı vurgulanmıştır.

Telafi Edici Verginin gerçekte ihracat sırasında firma beyanına göre yapılacağı, aksine bir durumun tespiti halinde ise 6183 sayılı Kanuna göre tahsilat işleminin (taahhüt kapatma sırasında sonradan tahsilatın) yapılacağı, yukarıda bahsedilen mevzuat hükümleriyle sabit olmasına karşın, sonradan yapılacak TEV tahsilatında faizin mi (tecil faizi)? yoksa gecikme zammı oranında faizin mi? uygulanacağına ilişkin kesin bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak, Gümrükler Genel Müdürlüğünün 08.09.2000 tarihli, 618 sayılı yazıları ile uygulamada 4458 sayılı Gümrük Kanununun 207’nci maddesi paralelinde faiz alınmaktadır.

Sözkonusu TEV in ödeme zamanı kanunla sabit olup keyfiyet yükümlüye bırakılmıştır. Buradan hareketle sonradan yapılacak tahsilat işleminde kamu alacağının nema kaybına uğramaması için faiz alınması tabiidir. Ancak, TEV nin yükümlülüğü Gümrük Kanununun 194’üncü maddesinde yapılan tanımdan çıktığı, aynı kanunun uygulanmasına dair Yönetmeliğin 367 nci maddesiyle de, ithalatla ilgili doğan yükümlülüğün ihracat beyannamesinin tescil tarihine kadar geçen süre için Kanunun 207’nci maddesinde tanımı yapılan gecikme zammı oranında faize tabi olmayacağı sabittir. Bu durumda, sözkonusu verginin tahsilatındaki garantörlük taahhüt kapatma işlemidir. Bir başka ifadeyle, ihracat beyannamesinin tescil tarihinde tahsil edilmesi gereken TEV in taahhüt kapatma sırasında sonradan ödenmesi durumunda ithalat sırasında alınan teminat mektubuyla illiyet kurulması ne derece hukuki olacaktır.

Bu itibarla, Dahilde İşleme Rejimi Kararının 16 ncı maddesinin sondan ikinci paragrafı gereğince, sonradan yapılacak tahsilatlarda kamu alacağının nema kaybına uğramaması için 6183 sayılı Kanunun 48’inci maddesinde öngörülen tecil faizin mi? Yoksa 4458 sayılı Gümrük Kanunun 207’nci maddesinde öngörülen gecikme zammı oranında faizin mi alınacağı? hususunun ilgili mevzuat metinlerinde net bir şekilde ifade edilmesi gerekmektedir.