MUAYENE MEMURLARI YETKİLERİNİN ETKİN VE YEKNESAK UYGULANMASI

Metin Kutusu:  
Osman ERDOĞAN
Gümrük Muayene Memuru
Pc Gümrük Külliyatı Yapımcısı
osman-pw@hotmail.com

GİRİŞ

I-      TAHLİL/ANALİZ ile GTİP TESPİTİ

II-     DAHİLDE İŞLEME REJİMİ KAPSAMI İHRACATLARDA MUAYENE

III-   KAYDA BAĞLI ve GÖZETİME KONU İTHALATTA İHTİLAFLAR

IV-    GERİ VERME (REDDİYAT) ve BEYANIN BAĞLAYICILIĞI

V-     FİZİKİ MUAYENEDE KAYITLILIK

VI-    MUAYENE SONUÇLARINA İLİŞKİN MÜZEKKERE

SONUÇ

 

 

GİRİŞ

Değerli meslektaşlarım; çeşitli konularda görüş, düşünce ve hatta duygularımı gerek DİVAN dergimiz ve gerek ise Pc Gümrük Külliyatı programı (www.pcgumruk.com) veya diğer iletişim araçları ile birçok defa paylaşmış idim. Bu sefer değineceğim konular ise yönetim kurulunun giriş yazısında belirtilen ana fikir çerçevesinde olacak olup, asıl amacı kurumsal kimlik arayışında bulunan gümrük teşkilatının bir mensubu olan gümrük muayene memurlarının, mesleki etik değerlerinin ve buna istinaden de çalışma normlarının yazılı ve uygulanabilir hale getirilmesinin temelini atmak olacaktır.

Teşkilata katıldığım 1992 yılından günümüze bir çoğumuzun olduğu gibi ben de bir çok ilde, o illerde bulunun görev mahallindeki çeşitli servislerde, gerek asli ve gerek ise geçici görevli olarak mesleğimi icra ettim. Bizzat görev yaptığım yerlerdeki uygulamalar ile programın vermiş olduğu iletişim imkanları sonucu elde ettiğim verilere göre yazılı hukukun uygulanmasında Başmüdürlükler, Müdürlükler ve hatta aynı Müdürlük içinde farklı uygulamaları müşahede ettim. “Sanki, bu konuyu bilmiyor muyuz? yada, bu, zaten bilenen bir şey, ne diye tekrarlıyorsunuz?” diyebilirsiniz. Bu hususun, kurumsal kimliği oturmamış, kamuya karşı enformasyon eksiği olan, iyi ve başarılı gelişmelere imza atılsa dahi takdir edilmeyen bir kurumun mensupları olarak, sorunun sistemden kaynaklandığını da net bir şekilde ifade edebilirsiniz. O halde, sorunlu olan bu sistemin düzelmesi için ne yaptığımızı veya neler yapmadığımızı hiç düşündük mü?

Özellikle 2001 ve öncesi sivil toplum örgütlenmemizi gerçekleştirememiş olmamızdan dolayı içselleşen bireysellik nedeniyle, mesleki paylaşım kültürümüz gelişmemiş olabilir. Ancak, bundan böyle derneğimiz aracılığı ile bu eksikliğin ortadan kaldırılması pek tabi ki mümkün. Deneyimlerimizi paylaşabilir, özellikle seçilen konular üzerinde mütalaa oluşturabilir, üzerinde uzlaşma sağlanamayan konularda daha üst makam veya vergi, idari ve ceza hukuku alanlarında uzman kişilerden destek alınarak, tekrar değerlendirmeye gidilebilir ve nihayetinde zaman içerisinde muayene kriterleri de dahil olmak üzere görev tanımı ve çalışma normlarını oluşturabiliriz.

Üzerimize yafta gibi yapışan “memurluk” unvanı altında teknik/kariyer meslek yaptığımızı artık hiç bir kişi veya kurum yadsımıyor. Her ne kadar memur unvanı ile görev yapıyor olsak da, teşkilat kanunu değişikliğinde ihdas edilecek olan “Uzmanlık”da düşünülerek, bundan böyle kendimizi daha da geliştirmek ve geçmişten aldığımız deneyimlerimizin bugün işe yarayabilmesi için çalışma norm ve esaslarını oluşturmamız gerekmektedir. Bu normların, bunca yıla rağmen oluşmamasının en önemle nedenlerinden bazılarının aşağıda sıralayacağım hususlar ve benzeri durumlarda, tutarlı ve eşgüdüm uygulamaların gerçekleştirilememiş olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Bunların sebepleri olarak, hemen, “denetim elemanının sorusuna muhatap olmamak, memur unvanı ile bu kadar olur, müşavir ve/veya firma benim sırtımdan kazanç sağlıyor vs.” gibi doğaçlama tepki verebilirsiniz. Bu tepkiyi verirken lütfen 4458 sayılı Gümrük Kanunun 3/13. maddesinde tanımı yapılan “Gümrük Denetimi”nin olay yerinde ve derhal bizler tarafından yapıldığını da lütfen hatırlayın. Bir başka ifadeyle, her ne kadar unvanımız memur olsa da, bizler birer denetim mensubuyuz. Bu itibarla, yaptığımız, yapmadığımız veya gereksiz yere üstlendiğimiz bir çok hukuki süreç, dış ticaret mensubuna, bunun sonucu olarak kamuya ve nihayetinde de Türkiye’nin dış ticaretini etkileyenler olarak bizlere olumsuz olarak yansımaktadır.

Aşağıda sıralayacağım hususlar ve benzeri konularda eşgüdüm hareket edebilir, merkez teşkilatının diğer kurumlar karşısındaki pozisyonunu gözetir ve yönlendirici olursak, birçok hususun kendiliğinden çözüleceğini ve kariyer meslek unvanı verilmemesi durumunda dahi kendi içimizde kariyerimizi ispat etmiş olarak, daha da kudretli ve haklı pozisyonda hakkımızı arayabilecek hale gelebileceğimize inanıyorum.

I- TAHLİL/ANALİZ ile GTİP TESPİTİ

Her bir muayene memurunun kendi eğitim alanlarından, görev yaptığı yerde edindiği tecrübelerden veya özellikle araştırma yaptığı konulardan faydalanarak, başta genel yorum kuralları ve diğer yazılı mevzuatlar ışığında bir çok eşyanın gümrük tarife istatistik pozisyon numarasını belirleyebilme imkanı ve yetkisine sahip iken, sırf Gümrük Yönetmeliği 28 no’lu eki Tahlil Listesinde olduğu gerekçesiyle “neden tahlil raporu yok” sorusunun denetim elemanları tarafından sorulacağı yanılgısı ile yaptırılan gereksiz tahlil ve analizler.

Gümrük Yönetmeliğinin 194’üncü maddesinde “Fiziki muayeneye sevk edilen ve 28 no.lu ekte yer alan eşyanın, muayene memurunca tarife pozisyonunun tespit edilebilmesi halinde, söz konusu eşyanın laboratuar tahliline gönderilmesine gerek yoktur.” hükmü yer almakta olup, aynı maddenin devamında dökme gelen bazı eşyalarda tahlilin her hal ve karda yaptırılması gerektiği hüküm altına alınmış olup, açık ve net bir şekilde muayene memuruna verilen görev tanımlarından biri de bu madde ve icabıdır.

Ancak, şahit olunduğu üzere, bırakın bu yetkinin etkin bir şeklide kullanılmasını, daha evvel yaptırılan tahlil raporlarının bile Başmüdürlükler arasında birbirine emsal alınmadığı, hatta aynı başmüdürlük bağlantısı gümrük müdürlükleri arasında bile emsal dikkate alınmayarak yeniden tahlil yaptırıldığı maalesef bir olgudur. Tahlile gönderilen eşya ile ilgili faturanın ilk gönderen muayene memurunca imzalanarak kaşelenmesi durumunda, tahlil sonucuna göre tahlil formunu ve beyannamede de aynı muayene memurunca imzalanıp kaşeleneceğine göre, emsal olarak ibraz edilecek olan beyanname, tahlil formu ve fatura fotokopilerinin birbiri ile ilişkilendirilmesi sağlanmış olacaktır. O halde neden emsal alınmasına çekince konulmaktadır? Kime güvenmiyoruz? Yine kurumumuz mensubu olan Kimyagerlere mi? yoksa daha kötüsü kendi meslektaşımız olan muayene memurlarına mı? sorunun cevabını vermeye gerek yok. Her ikisi de değil, kendimize güvenmiyoruz. Gerekli gereksiz her bir eşyayı tahlile göndererek kaybettiğimiz zamanın bir kısmını, internet üzerinden o eşya ile ilgili veri toplamaya ayıracak olsak, bir sonraki benzer ithalatlarda daha emin ve hızlı sonuçlandırma imkanına da sahip olabiliriz.

Konuya, bir de yükümlü, müşavir veya ülke ekonomisi açısından bakalım. Muayene memurunca tarifesi belirlenebilecek eşyanın gereksiz yere tahlile gönderilmesi veya mevcut tahlil raporunun emsal alınmaması durumunda sonuçları neler olacaktır;

-Gümrükteki yoğun işlem hacminin daha da artmasına ciddi katkı sağlayacaktır!

-Meslektaşımızın içi rahat edecektir!

-Denetim elemanlarının muhtemel sorularına muhatap olunmayacaktır!

-Bu sayede kendine verilen yetkiyi başka kişi veya kurumlarla paylaşmış olduğundan kadirşinas olarak mı anılacaktır! acaba. Yoksa sanayicimizin ürünü 1 ila 3 gün daha fazla gümrüklü sahada (gereksiz yere) kalacak mıdır? bu zaman kaybının ekonomiye yansıması veya kariyer meslek mensubunun görevini ne kadar ciddiyet ve sahiplenerek yaptığı anlamına mı gelecektir.

Üstlendiğimiz görev, sorumluluk ve aldığımız eğitim ile görev yaptığımız yerlerdeki tecrübelerle, güncel gelişmeleri takip etme mecburiyeti de eklendiğinde, gerçekte uzmanlık isteyen meslek mensuplarımızın, kendilerine verilen bu kabil yetkilerini cesaretle kullanabilmesi gerekmektedir. Fatura, taşıma belgeleri ve diğer vesaiklerde yapılan tanımlarda eşyanın tasviri yeterince yapılmış ve fiziki muayene sonucunda bu husus teyit edilmiş ise tarife pozisyon numarasının tespiti muayene memurunca yapılması ve işlemin derhal sonuçlandırılması, mesleki etik değerlerin olgunlaştırılması ve çalışma normlarının belirlenmesinde önemli bir basamak olacaktır.

Bununla birlikte, tarife pozisyon numarasının tespiti için yeterli karine olmaması durumunda tahlile gönderilmesi gereken eşya için ise ne amaçla gönderildiği ve hangi yönleriyle analiz yapılması gerektiğinin de muayene memurlarınca gerekli meşruat verilerek yönlendirici olunması gerekmektedir. Bu husus, Gümrükler Genel Müdürlüğünün 2006/21 sayılı genelgelerinde işlenmiştir.

Anılan genelgenin ikinci paragrafının 2.fıkrasında “2- Kimyagerler tahlili istenilen çerçevede yapacak ve sonuçlarını tahlil formuna, hangi metodun kullanıldığı ve elde edilen analiz değerlerini içerecek şekilde dercedecek ve tarife diline göre sonucu bildirecek, kesinlikle GTİP belirtilmeyecektir.” hükmü yer almaktadır. Gerek genelgede kullanılan tümceden ve gerek ise kişi ve kurumlarının görev tanımlarının sınırları net olmadığından dolayı tahlil raporunda yazılacak olan ‘tarife diline göre sonucun’ direkt 12 li bazda gümrük tarife istatistik pozisyon numarasını işaret etmesi gerektiği şeklinde yorumlanmaktadır.  Ancak, cümlenin devamında ‘kesinlikle GTİP belirtilmeyecektir” ifadesine de vurgu yapılmıştır.

Analiz sonucu bulunan verilerin tarife diline göre yazılması ve 12 li tarifeye kadar işaret etmesi ancak ve ancak direkt tahlil sonucunda çıkan verilerle tespiti mümkün ise kullanılabilir. Kaldı ki, tarife yazım diliyle 12 li pozisyon metninin yazılması ile istatistik pozisyon numarasının rakamsal yazılması arasında bir fark bulunmamaktadır. Çünkü o halde, genelge içinde “kesinlikle GTİP belirtilmeyecektir” tümcesinin kullanılmasının bir anlamı kalmayacaktır. Bir başka ifadeyle, eşyanın pozisyon numarasının tespitinde tarife yorum kuralları, izahname metinleri ve diğer tarife belirlenmesine ilişkin yazılı normların devreye girmesi gerektiği durumlarda, sadece eşyanın madde olarak değerlerinin ve tanımlarının yazılması, istatistik pozisyon numarasının ise muayene kurulunca tespit edilmesinin sağlanması gerekmektedir. Bu gibi durumlarda, direkt kimyagerlik tarafından tarife diline göre 12 li pozisyon metninin yazılarak verilmesi, eşyanın tarife pozisyon numarasının tespitinde çok başlılığa yol açacak ve bunun sonucu olarak da, gereksiz yere çıkarılan ihtilaflarla çözümsüz işlemlerin artmasına neden olunacaktır. Muayene memurluğuna yeni başlayan arkadaşlarımızı da düşünerek, bu hususu iki ayrı örnek ile açıklayacak olursak;

Örnek – 1:

DSC01014Hurda kauçuk (atık veya artık) ithalatı yapmak isteyen bir kişinin, tarife saptırması yaparak “4002.11.00.10.11 Stiren - budatien kauçuktan (SBR)” olarak beyan ettiği bir ithalatta, tahlil için alınan numunenin sadece “cins ve nev’i” şeklinde meşruhat verilerek kimyagerliğe gönderilmesi durumunda, tahlil sonucunda yapılan tespitle yükümlünün beyanı teyit edebilecektir. Çünkü, tahlil için alınan numune gerçekten de kauçuk parçasıdır ve kimyagerlikçe yapılacak tahlil ve analizler o parça üzerinden yapılacaktır.

Tarife tespiti ile görevli muayene memurunun benzeri ithalatlarda ilk önce eşyanın tamamının değerlendirilerek pozisyonunun tespitini yapması, istatistik pozisyon numarasının ayrımı için analiz gerekiyorsa, bu ayrımı sağlayacak olan bilginin temini için kimyagerliğe ayrıt edici sorular yöneltmesi gerekmektedir.

Fotoğrafta görülen eşyanın “4004.00 Kauçuğun döküntü, kırpıntı ve artıkları (sertleştirilmiş kauçuk hariç) ve bunlardan elde edilen tozlar ve granüller” den olabileceğini, bu bağlamda kısmı muayene sonrası yapılacak ilk tespit müzekkeresinde “çeşitli ebat ve şekillerde (katı kül, talaş, şerit ve tabaka vs.) olduğu, bazı parçaların üzerinde çizgi ve numaraların yer aldığı, kesim yerlerinin biçimsiz ve üretimden artan bölümlerin yer aldığı ve tüm bu parçaların birlikte paletler eşliğinde paketlendiğinin anlaşıldığı” gibi tümcelerle beyannameye meşruhat verilmesi, ancak, kesinlik kazanması için “sertleştirilmiş kauçuk”lardan olup olmadığının tahlil/analiz yaptırılarak belirlenmesi gerektiğinin vurgulanması gerekmektedir. Bu durumda, kimyagerlik o eşyanın sadece sertleştirilmiş olup olmadığına karar verecek ve muayene memuru veya muayene kurulunca da nihai GTİP tespiti yapılabilecektir.

İthalata konu eşyanın 4002.11 veya 4004.00 alt pozisyonda yer almasının dış ticaret politikaları açısından hangi farklılıkları içerdiği görüldüğünde, konunun önemi daha da iyi anlaşılacaktır. 4002.11 de yer alması halinde sadece % 18 KDV tatbiki yeterli olacaktır. 4004.00 da yer alması halinde ise sadece Çevre ve Orman Bakanlığından lisans veya geçici çalışma izni alan geri kazanım tesislerine sahip sanayiciler tarafından ithalatı yapılabilecektir. Bunun için ise % 1 oranında Çevre Katkı Payı ödenecek, Uygunluk Yazısı sınır kapılarında gümrük idaresine ibraz edilerek, ithalatı sonuçlandırılabilecektir. Böylelikle, tarife pozisyon numarasının doğru tespiti halinde insan ve çevre sağlığı açısından ciddi sakıncalar bulunduran eşyanın ithalatında gerekli denetim sağlanmış olacaktır.

Örnek – 2:

Bazı durumlarda ise, yorum kuralları, sınıflandırma kararları, izahname metinleri ve diğer yayımlanmış materyallerden birlikte yararlanılarak tarife pozisyon numarasının tespiti gereken eşyalardan olmasına karşın, bunların da direkt kimyagerlik tahlili ile sonuçlandırıldığı ve muayene memuru ve/veya muayene kurullarının da bu tahlil raporundaki pozisyon notlarına göre sadece rakamsal pozisyon numarasını belirledikleri, görülmektedir. Fotoğraftaki eşyanın (% 100 polyester, 290 cm. eninde 50 mt.lik rulolar halinde perdelik mensucat, kurşunlu veya kurşunsuz) tarifesinin tespiti için hangi verilere ihtiyaç duyulacaktır? Bu sorunun ceabı için, öncelikle perdelik mensucatın tarife cetvelinde nerelerde yer alabileceğini belirleyip, ayırt edici unsurları tespit edip, bu tespitler doğrultusunda inceleme yapılması gerekmektedir.

http://ec.europa.eu/taxation_customs/dds/cgi-bin/ebtidwld?Lang=EN&location=DEF/5192/08-1_image17.jpeg-54. faslın 5407.53 ve 5407.61 alt pozisyon notlarında; - “5407.53.00.90.12 Diğer dokunmuş mensucat (ağırlık itibariyle % 85 veya daha fazla tekstürize poliester filamentleri içerenler): Farklı renkteki ipliklerden: Diğerleri; Perdelik mensucat” - “5407.61.50.90.12 Diğer dokunmuş mensucat (ağırlık itibariyle % 85 veya daha fazla poliester filamentleri içerenler): Ağırlık itibariyle % 85 veya daha fazla tekstüre edilmemiş poliester filamentleri içerenler: Farklı renkteki ipliklerden: Diğerleri; Perdelik mensucat” tanımlarının yer aldığı,

- 54.07 izahname metninde ise; “Bu pozisyon, sentetik filament iplikler ile 54.04 pozisyonunda yer alan monofilamentler veya şeritlerden mamul dokunmuş mensucatı .. kapsar; çeşitli elbiselik kumaşlar, astarlar, perdelik mensucat, döşemelik kumaşlar, çadır bezleri, paraşütlük kumaşlar ve benzerleri bu pozisyona dahildir.” hükmüne yer verildiği,

- 58.faslın 6.notunda “58.10 pozisyonunda ’işlemeler’ tabiri diğerleri anlamında, pul, payet, boncuk, mensucat veya … mensucat üzerine yapılan ve zemini tamamen kaplamayan işlemeler anlamındadır.” hükmü ile mensucat halindeki işlemelerin bu fasılda da yer alabildiği,

- 58.10 pozisyon izahname metinlerinin 3 üncü paragrafı “İşlemeler el veya makine ile yapılır. El ile yapılan işlemeler, nisbeten küçük ebattadır. Buna karşılık makine ile yapılanların uzunluğu büyük çoğunlukla fazladır.” hükmü ile işlemeli tül mensucatın sonradan makine ile de yapılabileceği,

- 58.10 pozisyon izahname metinin “Aşağıda yazılı olanlar bu pozisyona dahil değildir;” bölümünün (d) bendinde; “XI. Bölümün Genel Açıklamalarının (II). kısmında belirtilen şekildeki hazır eşyadan sayılan işlemeler (motifler hariç) (kullanım için hazır hale getirilmiş tamamlanmış eşyalar biçiminde olsun olmasın). Ayrı parçalar halindeki işleme eşyası (daha ileri bir işleme lüzum kalmaksızın işlenerek doğruca son şekli verilmiş, kullanıma hazır halde, tamamen bitirilmiş). Çok geniş sayıda olan bu tür eşyalar hazır eşya olarak sınıflandırılır (Örneğin; Fasıl 61,62,63 veya 65) ve bunlara örnek olarak mendiller, bebek önlükleri, manşetler, yakalar, korseler, elbiseler, tepsi örtüleri, şömen tabl denilen örtüler (masa,sehpa vb. üzerine konulan küçük örtüler, şömine örtüleri, bardak altı örtüleri, perdeler vb. dahildir.” hükmü ile kullanıma hazır hale gelmiş veya daha ileri bir işleme lüzum kalmadan son şekli verilecek durumdaki işlemelerin bu fasıl dahilinde yer almayacağının vurgulandığı,

- 63.03 pozisyon izahname metnin ikinci paragrafında; “Bu pozisyon, aynı zamanda, basit bir işçiliğe tabi tutulduktan sonra açıkça dönüştürmeye uygun olan, bu pozisyonda yer alan hazır eşya haline gelebilen mensucatı da kapsar….” hükmü ile sadece basit bir işçilikle hazır eşya haline gelebilen ürünlerin 63.03 pozisyonunda kalacağının vurgulandığı,

- İzahnamenin XI Bölüm Genel Açıklamalar II. kısımda, hazır eşya tanımı yapılmış ve 2 nolu bendinin ikinci paragrafında “Bununla beraber daha genişçe parçalardan başkaca işçilik olmaksızın basitçe kesilen dikdörtgen (kare dahil) şekilli eşya ve ayırıcı ipliklerin kesilmesi ile şekillendirilen saçakları içermeyen eşya bu not anlamında ‘tamamlanmış ürün’ olarak mütalaa edilmez. Bu eşyanın katlanmış veya ambalajlanmış (örn; perakende satış için) olarak arz edilmiş olması (hususu) sınıflandırılmalarını etkilemez.” hükmü ile basit bir işçilik sonrası sadece kesilerek kullanıma hazır hale gelen bir eşyanın ‘tamamlanmış ürün’ olacağının vurgulandığı,

görülmektedir. Tespit edilen tüm bu hususlar karşısında söz konusu eşyanın GTİP numarasının tespiti için muayene memuru veya muayene kurulunun aşağıdaki verilere ihtiyacı olacaktır;

a)      Dokumada kullanılan ipliğin türü; polyester düz filament mi? polyester tekstürize filament mi olduğu?

b)      Farklı renkte ipliklerin mi kullanıldığı? Yoksa sonradan mı boyandığı?

c)      Mensucatın üzerindeki desenlerin dokuma eşliğinde mi yapıldığı? Dokuma sonrasında ayrıca mı yapıldığı?

d)      Mevcut hali düşünüldüğünde hangi işlemlerden sonra hazır perde haline gelebileceği?

gibi soruların cevaplarının aranması gerekmektedir. Ancak, bu şekilde bir araştırmaya gidilmeden direkt tahlil formuna “cins ve nev’i” meşruhatı verilerek kimyagerliğe gönderilmekte, kimyagerlik tarafından hiç bir veri tespiti yapılmadan eşyanın, 63.03 pozisyonunda yer alacağı anlamına gelen pozisyon metnini tahlil formuna dercetmektedirler. Yapılan bu işlem iki yönlü sorumluluk ihlalini ortaya koymaktadır. Birincisi, muayene memurunun asli görevi olan tarife tespiti için gereken verileri toplamaması, ikincisi ise kimyagerliğin analiz sonucu tespiti yapılamayacak olan eşya için pozisyon metni yazarak tarife pozisyon numarası belirlemiş olmasıdır.

Araştırılan sorulara verilecek her bir cevap, eşyanın sınıflandırılacağı faslı değiştireceğinden dış ticaret politikaları da temelden değişebilecektir.

- Düz-tekstürize iplik olması, farklı ipliklerden dokunması veya sonradan boyanması/baskılanması durumunda alt pozisyon değişecek,

- Üzerinde bulunan desenlerin dokuma sırasında yapılması veya dokuma sonrası işleme faaliyetiyle yapılmış olması halinde fasıl değişecek,

- Basit bir işçilik sonrası hazır perde haline gelebiliyorsa yine fasıl değişecektir.

Perdelik bir mensucatın hangi aşamalardan geçirilerek hazır perde haline gelebileceğini örnek eşliğinde araştıracak olursak; 50 mt. perdelik mensucatın maliyeti 1,5 $/mt den toplamı 75 $ olacaktır. 5’er metre kesilerek, pile veya modeline göre şekillendirilecek, korniş bağlantısı için fitil/şerit/ekstrafor ile düğmeler/halkalar eklenecek, kurşun maddesi yok ise alt kısmına oluk/yuva açılacak ve nihayetinde kenar kıvrımları da tamamlandığında hazır perde haline gelebilecektir. Yapılacak tüm bu işlemler (en az beş ayrı işlem) içinde başka bir maddenin de eşyanın bünyesine katılması sonucu, ürünün maliyeti de hissedilir miktarda artacaktır. Bu durumda, yapılan işlemler tarife cetveli izahnamesinde tanımlanan basit işçilik kapsamında kalabilecek midir? Bu soruya ‘evet’ cevabı verilmesinin en hafif ifadeyle insaf ve izanla açıklanabilir yanının olamayacağını düşünmekteyim.

Yapılan bu değerlendirmeler sonucunda, mensucatın alt kısmında kurşun olsun olmasın, hazır perde olabilmesi için yapılacak işlemlerin birden fazla oluşu ve ek maliyet getireceği sabit olduğundan, 54 ve 58. fasıllarda da boyalı, baskılı veya işlemeli perdelik mensucat ismen yer aldığından, bu kabil eşyaların dokunmuşlarının 54.07,  işlemelilerin ise 58.10 pozisyonunda değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu durumda kimyagerliklerce verilen tahlil raporlarındaki pozisyon metinlerine göre kullanılan tümceler açıkça yetki aşımı anlamına gelecektir.

Yukarıda verilen iki ayrı örnekten yola çıkarak, şunu söyleyebiliriz; eşyanın GTİP numarasının tespitinde sadece o eşyanın gümrüğe sunulan haliyle karar verilmesi gerektiği, bu yapılırken kişi ve kurumların yetkilerini yerli yerinde, zamanında ve dirayetle kullanarak sonuçlandırmasının amaca hizmet edeceği gerçeğidir.

II- DAHİLDE İŞLEME REJİMİ KAPSAMI İHRACATLARDA MUAYENE

            Globalleşen dış ticaret, AB uyum usul yasaları, yetkiyi veren ve uygulayıcıların ayrı olduğu işlemlerde bürokrasi ve kırtasiyenin artması ile verimliliğin düşmesi ve de son yıllardaki gelişmeler birlikte ele alındığında, gelecekte Dahilde İşleme Rejiminin tüm uygulamalarının gümrük idarelerine bırakılabileceği öngörülebilmektedir. Yetkinin ister Dış Ticaret Müsteşarlığında ister ise Gümrük Müsteşarlığında kalması olgusuna hiç takılmadan, rejimin amacına uygun işlemesinin en temel gereksinimi, beyanın güvenirliliği usulüne dayalı sistemdeki fiziki muayene kriterlerinin çeşitlendirilmesi ve etkin bir şeklide uygulanması zorunluluğudur.

Rejim kapsamında yapılan ithalat ve ihracatların genelde aynı gümrük müdürlüklerinden yapılmıyor olması, fiziki muayene kriterlerini zorlaştırmaktadır. Bu itibarla, ihracatı zorlaştırmadan rastgele yapılacak kapsamlı muayenelerle dahilde işleme rejimi kapsamında girdisi yapılan ithal eşyası ile işlem gören ihracata konu eşyanın karşılaştırma yapılarak muayene edilebilmesi büyük önem kazanmaktadır. Bunun için ilk önce, dahilde işleme izin belgesi özel şartlarındaki meşruhatların önemsenerek incelenmesi ve dikkate alınması gerekmektedir.

Tekstil eşyasına ilişkin bir örnek üzerinde konuyu anlatacak olursak, muayene kriterlerinin nasıl uygulanması gerektiği daha anlaşılabilir olacaktır. Dahilde işleme izin belgesi özel şartlarında “Belge kapsamında yapılacak ithalat ve ihracata ait gümrük beyannamelerinde mal ve malzemelerin GTİP numarası, GTİP karşılığı birimi, cinsi, miktarı, elyaf karışım yüzdeleri, boyalı ve/veya baskılı olup olmadığı ve diğer özellikler açıkça belirtilecektir.” meşruhatının olduğunu varsayalım. Bu belge kapsamında yapılacak olan;

- İthalat eşyası % 100 polyester tekstürize (5402.33) ve düz iplik (5402.47),

- İhracat eşyası (işlem gören eşya) ise 5407.53.00.90.12 ve 5407.61.50.90.12 Farklı renkteki ipliklerden: Perdelik mensucat, olsun.

Çin, Endonezya, Malezya, Tayland ve G.Kore’den ithalat yapılması durumunda Gümrük Vergisi, Dampinge Karşı Vergi ve KDV tutarları teminat olarak alınacaktır. Taahhüt edilen işlenmiş ürünün ihracatında, dahilde işleme izin belgesi özel şartlar bölümünde istenilen ayrıntılı bilgiler, ihracat beyannamesinde ayrıca belirtilecektir. İthal eşya ile ihracatı gerçekleştirilen eşyanın bünyesinde kullanılan filament iplik miktarına göre yapılan karşılaştırmada, ithal eşyanın kg.bazında çıkışının tamamlandığının tespiti halinde teminatlar iade edilecektir.

Verilen örnekteki eşyanın ihracatında, ihracat beyannamesine yapılacak ek bayanın sadece “% 100 polyester iplik” şeklinde olması yeterli olmayacaktır. Çünkü, polyester kesik elyaftan iplik veya polyester tekstürize ve düz filament ipliğin her ikisi de % 100 polyester iplik olarak tanımlanmaktadır. O halde, filament iplik ve kesik elyaf karıştırılmış veya çözgüsü filament, atkısı kesik elyaf olarak kullanılmış olan perdelik mensucatın ihracatında, dahilde işleme ile getirilen tekstürize-düz filament ipliğin takibi için, üretim sırasında kullanılan filament veya kesik elyaf oranlarının net bir şekilde beyannamenin ticari tanımlar bölümüne dercedilmesi zorunludur.

Yapılan bu açıklamalar ışığında, benzer bir ihracatın fiziki muayenesinde sadece beyan edilen GTİP numarasının doğru olması amaca hizmet etmeyecek, gerçekte eşyanın üretiminde kullanılan iplik türlerinin net oran ve miktarlarının tespiti gerekli olacaktır. Yapılacak tespitler sonrası, fatura ve ihracat beyannamesinde beyan edilen iplik tür oran/miktarlarının çok ciddi farklılıklar göstermesi durumunda, mer’i mevzuat hükümlerinde kaçakçılık hükümleri uygulanamamakta, sadece Gümrük Kanunu 241.maddesi hükmü idari yaptırım usulsüzlük cezası uygulanabilmektedir.

5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunun 3. Maddesinin 9.fıkrası; “(9) Geçici ithalat, dahilde işleme ve gümrük kontrolü altında işleme rejimi çerçevesinde ülkeye getirilen eşyayı, gümrük işlemlerini gerçekleştirmeksizin serbest dolaşıma sokan kişiye, eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı idarî para cezası verilir.” hükmü yer almasına karşın, aynı maddenin 18. fıkrasında “Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçlar ile onuncu fıkrada tanımlanan kabahat fiilleri, teşebbüs aşamasında kalmış olsa bile, tamamlanmış gibi cezalandırılır.” hükmü yer almakta olup, 9.fıkra kabahat olduğundan ve de yapılan tespit ihracat sırasında yapılan bir tespit olup teşebbüs sayıldığından, suçun oluşmadığı hükme bağlanarak takipsizlik kararı verilmektedir.

Buradan hareketle, hukuki boşluktan faydalanarak, dampinge karşı vergiye tabi olan eşyanın geçici girişi yapıldıktan sonra ihracat taahhütlerinde kullanılmış gibi teminatlarının iadesi halinde, haksız kazanç ve dolaylı olarak da haksız rekabetin oluşmasında gümrük idareleri kullanılmış olacaktır. Bu gibi hususların tespiti halinde, hazırlanacak olan olay tutanak ve müzekkerelerinin ayrıntılı bir şekilde derlenmesi, ilgili mercilerin değerlendirmeye alabilmesi için ciddiyetle takip edilmesi ve kaçakçılık fiili oluşmasa dahi risk kriterlerinde kullanılmak üzere, firma bazında merkez teşkilatının bilgilendirilmesi uygun olacaktır.

III- KAYDA BAĞLI ve GÖZETİME KONU İTHALATTA İHTİLAFLAR

Dünya Gümrük Örgütü, Dünya Ticaret Örgütü ve AB Gümrük Birliği kapsamında yapılan anlaşmalar ile globalleşen dünya ticaretinde vergi hadleri hızla düşürülmekte, kotalar kaldırılmaktadır. Bunların oluşturabileceği tahribatların en aza indirilmesi için yeni tedbirlere gidilmekte olup, en önemli iki örneği; kıymet üzerinden gözetim ve tekstil ithalatında kayıt belgesi uygulamalarıdır. Şubat 2009 itibariyle bu uygulamalar daha da yaygınlaştırılmış olup, yayımlanan tebliğlerin ortak hüküm içerdiği iki hususa özellikle dikkat çekmek istiyorum:

- Tekstil ve Konfeksiyon İthalatının Kayda Alınmasına İlişkin 2009/21 sayılı Tebliğin 6.maddesinin 2.fıkrasında “Kayıt belgesi, Gümrük Kanunu'nun ‘Eşyanın Gümrük Kıymetine’ ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez ve diğer mevzuat çerçevesinde alınması gereken belgelerin yerine geçmez.” hükmü, aynı maddenin 3.fıkrasında ise “Gümrük beyannamesinin tescili sırasında gümrüklerce tespit ve kabul edilen kıymet veya miktarın, kayıt belgesinde kayıtlı kıymet veya miktarı, toplam %5'ten (%5 dahil) daha az bir oranda aşması ithalatın yapılmasını engellemez.” hükmüne,

- İthalatta Gözetim Uygulamasına İlişkin Tebliğlerin “Gözetim belgesine ve gözetim belgesinin kullanımına ait bilgiler” başlıklı maddelerinin 2.fıkrasında “Gözetim belgesi, Gümrük Kanunu'nun ‘Eşyanın Gümrük Kıymeti’ne ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez. Bu Tebliğ’in 1 inci maddesinde belirtilen kıymetler Gümrük Kanunu'nun ‘Eşyanın Gümrük Kıymeti’ne ilişkin hükümlerinin uygulanmasına esas teşkil etmez.” hükmü, üçüncü fıkrasında ise 2009/21 tebliğde olduğu gibi “Gümrük beyannamesinin tescili sırasında gümrüklerce tespit ve kabul edilen kıymet veya miktarın, gözetim belgesinde kayıtlı kıymet veya miktarı, toplam %5'ten (%5 dahil) daha az bir oranda aşması ithalatın yapılmasını engellemez.” hükümleri yer almaktadır.

Tebliğlerin ilgili maddelerinin 3.fıkralarındaki hüküm dikkate alındığında, gerek kayıt belgesi ve gerek ise gözetim belgesinde belirtilen referans kıymetlerin daha altında kıymet beyan edilerek ithalatın yapılmasına zımnen izin verilmemiş, sadece % 5 e kadar fazla olmasına izin verilmiştir. Bununla birlikte, Gümrükler genel Müdürlüğünün dağıtımlı 04.03.2004 / 05908 yazıları eki Dış Ticaret Müsteşarlığı İthalat Genel Müdürlüğünün 04/03/2004 tarih ve 220000190 sayılı yazılarında; “…ilgili mevzuata uygun olarak ek beyan yapılmak suretiyle ithal eşyasının kıymetinin ilgili Tebliğ’de belirtilen kıymete ulaşması veya bu kıymeti aşması durumunda, ek beyanın dikkate alınarak işlem yapılmasının uygun olacağı…” ifade edilerek Gümrük Kanununun 63.maddesi de dikkate alınarak muayene kriterleri belirlenmeden önce yapılacak ek beyanlarla kıymetin yükseltilmesi ile gözetim belgesinden muafiyet tanınmıştır.

Tebliğlerin ilgili maddelerinin 2.fıkralarında ise, belirlenmiş kıymetlerin gümrük kıymeti olmadığı, gümrük kıymetinin tespitine ilişkin hususların ayrıca yapılabileceği özellikle vurgulanmıştır. Buradan hareketle, gümrük idarelerindeki farklı uygulamaların yeknesak bir uygulamaya dönüştürülmesi için olay bazında aşağıdaki örneklerde anlatılan hususların dikkate alınması yerinde olacaktır.

Örnek-1; Kayıt Belgesi veya Gözetim Belgesinde belirtilen kıymet ile satış bedeli yöntemine konu ithalat faturalarındaki kıymet farkının yükümlü tarafından (beyannamenin idarece kabulünden önce) yükseltilerek beyan edilmesi halinde işlemler, bu beyan üzerinden yürütülecektir. Ancak, faturadaki kıymetin gerçekte ödenen veya ödenecek kıymet olmadığı yolunda herhangi bir şüphe barındırması durumunda, gümrük idarelerince ayrıca kıymet araştırmasına gidilecektir.

Örnek-2; Eşyanın beyan edildiği GTİP numarası yapılan muayene ve tespit sonrası değişmiş ve ilk GTİP’e nazaran bulunan GTİP kıymet üzerinden gözetim belgesine tabi olmuş ise, muayene memurunca düzenlenecek müzekkerede sadece, eşyanın tarife tespitinin yapıldığı ve gözetim belgesine konu olduğu ile bunun yükümlüye tebliği şeklinde idarenin bilgilendirmesi gerekmektedir. Söz konusu gözetim belgesindeki kıymet dikkate alınarak herhangi bir ek tahakkuk söz konusu değildir. Eşyanın bekleme süresi veya beyannamenin kapanma süresi içinde (süre uzatımları da dikkate alınarak), yükümlünün DTM nezdinde gözetim belgesi alması için gerekli başvurularını yapması ve sonucuna göre işlem tesis edilmesi gerekmektedir. Bunun aksine, bir diğer ifadeyle, gözetim belgesi almadan resen kıymet yükseltilerek ithalatın sonuçlandırılması durumunda, açıkça Gümrük Kanunun 63.maddesine aykırılık teşkil edecek ve gümrük idarelerince DTM nin yetkisi kullanılarak gözetim belgesi verilmiş gibi olacaktır.

Süresi içerisinde Gözetim Belgesi alınamaz ise serbest dolaşıma giriş rejimi hariç olmak üzere gümrükçe onaylanmış başkaca bir işleme tabi tutulması mümkün olabilecektir. Söz konusu GTİP tespiti ile başlayan süreçte kasıt unsurunun tespiti halinde kaçakçılık takibatı düşünülebilir.  Ancak, mer’i kaçakçılık mevzuatı bu gibi durumları kabahat fiili olarak kabul etmiş olup, suçlar haricindeki teşebbüsleri tamamlanmış kabul etmediğinden dolayı, takipsizlikle sonuçlanacaktır. Rejim değişikliği olmadığı sürece beyannamenin iptal edilmesi de söz konusu olamayacağından, Gözetim Belgesi alınamaması durumunda bahse konu eşyanın ithalatının tamamlanamaması gündeme gelecek olup, idari yaptırım yönünden bakıldığında, bu husus da sonuç itibariyle cezai bir yaptırım olarak algılanabilecektir.

Örnek-3; Kayıt Belgesine konu tekstil ithalatında, muayene ve denetim sonucu eşyanın GTİP numarası değişsin veya değişmesin ihracatçılar birliğine beyan edilen eşyaya ilişkin teknik özellikler ile tespit edilen teknik özelliklerin (eşyanın kıymetini etkileyen m2/gr., atkı/çözgü sıklığı, iplik ne numaraları, filament veya kesik elyaf karışım oranları vs.) değişmesi durumunda, ibraz edilen Kayıt Belgesi’ndeki kıymet, tekstil ithalatına konu referans kıymet tablosundaki kıymete uyum sağlamayabilecektir. Bu gibi durumlarda muayene memuru, kayıt belgesi başvurusunda ihracatçı birliklerine ibraz edilen beyan tablosu ile muayene ve denetim sonucu tespit edilen referans kıymet beyan tablosu değerlerini karşılaştıracak, farklılık bulması durumunda, kayıt belgesinin alınmasında ibraz edilen değerler ile ithalata konu eşyanın değerlerinin aynı olmadığı özellikle vurgulanarak, kayıt belgesinin revize edilmesi hususunun yükümlüye tebliği için müzekkere eşliğinde idare bilgilendirilecektir. Yapılan tespitler sırasında eşyanın satış bedeli yönteminin kabulünü mümkün kılmayan hususlara rastlanılması durumunda ayrıca kıymet araştırmasına gidilmesi de mümkün olacaktır.

Kayıt Belgesinin revize edilmesi veya yeniden verilmesi durumunda oluşabilecek kıymet farklılığı müspet veya menfi yönde tahakkuku etkileyebilecektir. İlk beyan edilen kıymet düşük, revize edilen Kayıt Belgesindeki kıymet yüksek ise ek tahakkuk zuhur edecektir. Ancak söz konusu kıymet, eşyanın satış bedeli yöntemi veya izleyen yöntemlerle belirlenmiş olan kıymet olmayıp, sadece referans kıymet olduğundan eşyanın kıymeti olarak kabul edilmesi söz konusu olmayacağından, Gümrük Vergisi için Gümrük Kanunun 234/1-b maddesinin işletilmesi ceza hukuku genel prensipleri de dikkate alındığında mümkün olamayacaktır. Bununla birlikte, Katma Değer Vergisi için ise KDV Kanunun 51.maddesi dikkate alındığında, cezanın doğmasına neden olacak olan matrah değişikliği zuhur ettiğinden, KDV Cezası uygulanabilecektir.

IV- GERİ VERME (REDDİYAT) ve BEYANIN BAĞLAYICILIĞI

Muayene Memurlarının asli görevleri olan GTİP numarasının tespiti, tespit edilen GTİP numarasına göre uygulanacak olan dış ticaret politikalarının belirlenmesi, kıymet uygulamaları ve akabinde vergi tahakkuku işlemleri dikkate alındığında, ithalata konu Vergi Tahakkukundan yola çıkılarak yapılacak geri verme başvurularının da esas yönünden incelenmesi muayene memurları tarafından yapılmaktadır. Bu sürecin hızlı işlemesi ve uygulamalarda adil olunması için yaklaşımlarımızın da hukuka uygun ve gerçekçi olması ile bize verilen görevin yerine getirilmesinde anlamsız çekincelerle ihtilafların arttırılmaması gerekmektedir. Konuyu bir örnek üzerinde işleyerek, öz eleştiri bağlamında bakış açımızın daha geniş olması gerektiğini çıkarsayabiliriz.

Örnek: 2008 dönemine ait Serbest Dolaşıma Giriş beyannamesi ile ilgili olarak, yükümlünün dilekçesinde, ithalata konu “Orto fosforik asitler (fosforik asit)” eşyanın İthalat Rejim Kararının II ve V sayılı listelerinde mevcut olmasına ve V sayılı listede vergi oranı düşük olmasına karşın beyanda bulunulması sırasında BİLGE sisteminde V sayılı liste muafiyet kodu girilmediğinden, fazla vergi ödendiği ve geri verme talebinde bulunulduğunu varsayalım. Benzeri bir talebin ilk incelenmesinde, beyanın bağlayıcılığı öne sürülerek istemin reddi gerektiği öngörülebilmektedir. Ancak, konuyu biraz daha dikkatle inceler ve hukuki lafzın ne anlama geldiğini de önemseyerek konuyu ele alırsak, aşağıdaki tespitlerin sarih olduğu da görülecektir.

Beyannamenin işlem gördüğü tarihte yürürlükte bulunan 2007/13006 sayılı BKK ile değişik 95/7606 Sayılı İthalat Rejim Kararına Ek Kararın II Sayılı listesinde yer alan 2809.20.00.00.13 “Orto fosforik asitler (fosforik asit)” eşyanın, aynı kararnamenin V sayılı listesinde “2809.20 K.No: 00 Fosforik asit ve polifosforik asitler” şeklinde yer aldığı görülmekle birlikte, herhangi bir dip not ya da başkaca uyarıya yer verilmediği, kayıt sayısının 00 olduğu, bir başka ifadeyle, eşyanın anılan GTİP de olmasının V sayılı listede olması için yeterli bir kritik olduğu,

İthalat Rejim Kararının 9’uncu maddesinde; “Ancak, II sayılı liste kapsamında yer alan maddelerin, aynı zamanda V sayılı listede yer alması durumunda, II ve V sayılı listelerde belirtilen gümrük vergisi oranlarından daha düşük olanı uygulanır.” hükmü yer almakta olup, son tümceyle “uygulanır” talimatının yer aldığı, her hangi bir şekilde uygulanabilir olma özelliği veya başkaca istemin belirtilmediği,

Aynı kararname eki listelerin yayımlandığı 2007/13006 Kararnamenin metninde “20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Kanunun 1 inci, 14/5/1964 tarihli ve 474 sayılı Kanunun 2 nci, 6/5/1986 tarihli ve 3283 sayılı Kanunun 2 nci, 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Kanunun 16, 22 ve 55 inci maddeleri ile 2/2/1984 tarihli ve 2976 sayılı Kanun hükümlerine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18/12/2007 tarihinde kararlaştırılmıştır” ifadesinin yer aldığı, buradan da Rejim Kararının hangi kanunlara dayalı olarak düzenlenen kanunen alınması gereken bir vergi olduğu,

Anlaşılmaktadır.

Konunun, Gümrük Kanunu açısından değerlendirildiğinde, 61 ve 211 inci maddelerinin bir birine çelişir olduğu zannı zuhur etse de, beyanın bağlayıcılığı ve kanunen alınmaması gerektiği halde alınan verginin iadesi hususları ayrı ayrı değerlendirdiğinde birbirini tamamlayan iki ayrı hüküm olduğu anlaşılacaktır. Şöyle ki;

Gümrük Kanunun 61 inci maddenin 3.fıkrasında “Gümrük idaresince tescil edilmiş olan beyanname, ait olduğu eşyanın vergileri ve para cezalarından dolayı taahhüt niteliğinde beyan sahibini bağlar ve gümrük vergileri tahakkukuna esas tutulur.” hükmü yer almakta olup, yükümlünün idareye sunduğu belge her yönüyle gümrük vergi ve cezaları açısından taahhüt niteliğinde vergi tahakkuku açısından kendisini bağlayacağı ifade edilmiştir. Bundan dolayıdır ki ithalat sırasında veya sonradan yapılan kontrollerde çıkabilecek tüm farklılıklardan da sorumlu tutulabilmektedir. Ancak, bu hüküm aynı zamanda alınan bir verginin iade edilmeyeceği hükmünü içermemektedir. Kaldı ki, verilen belge kişiyi taahhüt niteliğinde bağladığına göre idareden vergi alacağı hakkı var ise o hakkını alabilmesi içinde bağlayıcıdır.

          Gümrük Kanunun 211 inci maddesinin 2.fıkradısnda “Kanunen ödenmemeleri gereken gümrük vergileri, söz konusu vergilerin yükümlüye tebliğ edilmesi ve ilgilinin üç yıl içinde gümrük idaresine müracaatı üzerine geri verilir veya kaldırılır.

          Kontrol ve denetleme sonucunda, geri verme veya kaldırma hallerinden birinin tespiti durumunda, aynı süre içinde geri verme veya kaldırma işlemi doğrudan yapılır  hükmü yer lamakta olup, kanunen alınmaması gerektiği halde alınan verginin yükümlünün istemi ile veya gümrük idaresince resen geri verilmesi gerektiği açıkça hüküm altına alınmıştır.

          Bu itibarla, ithalata konu eşyanın herhangi bir kritiğe yer verilmeden sadece bulunduğu tarife pozisyon numarasında olması, V sayılı listede olması için yeterli olduğundan ve rejim kararına göre de düşük vergi oranının uygulanması gerektiğinden, istemin yerinde olduğu şeklinde mütalaa verilmesi gerekmektedir.

V- FİZİKİ MUAYENEDE KAYITLILIK

Muayene Memurları olarak en çok yakındığımız konuların başında iş yoğunluğu ve bu iş yoğunluğunda bize verilen sorumlulukların çok fazla olması ve de bu sorumluluğa eşdeğer özlük haklarının verilmemiş olmasıdır. En çok çekindiğimiz konu ise, sorumluluklarımızın başında gelen muayene kriterlerinin özellikle savcılar ve diğer birimler tarafından ne anlama geldiğinin tam anlaşılamaması ve gerekli gereksiz bir çok arkadaşımızın olay bazında ifadesine başvurulmasıdır. Bu bağlamda, muayene kriterlerinin gerek kurumumuz içinde ve gerek ise diğer kurumlar nezdinde tam anlamıyla içselleştirilmesi ve anlaşılır kılınması gerekmektedir.

Muayene ve muayene kriterleri Gümrük Yönetmeliğinin İkinci Bölümünün Beşinci Alt Ayrımında 179 ila 193’ücnü maddelerinde işlenmiştir. Özellikle 180.maddesinin 1’inci ve 3’üncü fıkraları 17.01.2009 tarihli, 27113 sayılı R.G. ile değiştirilmiş ve “Fiziki muayene; a) Tam muayene, b) Kısmi muayene, c) Haricen muayene, yöntemleri kullanılarak ve muayene şekli beyanname üzerinde gösterilerek yapılır. Bu yöntemlerden hangisinin kullanılacağı bilgisayar sistemi tarafından risk kriterlerine göre otomatik olarak belirlenmediği takdirde, fiziki muayene ile görevli muayene memurunca eşyaya göre belirlenir, …

Bilgisayar sistemi tarafından belirlenen haller saklı kalmak üzere fiziki muayene; eşyanın cinsinde rejim veya vergi değişikliğini gerektirir bir husus veya bir şüphe hali olması, faturasında ve vergi tahakkukunu veya ticaret politikası önlemlerini etkileyecek diğer belgelerinde kazıntı ve/veya silinti olması; beyanname kapsamı eşya ve beyan sahibi hakkında imzalı ve adresli bir ihbar bulunması halleri dışında işletme memurunun huzurunda haricen veya kısmen yapılır. Bilgisayar sistemi tarafından haricen veya kısmi muayene olarak belirlenen haller dahil, haricen veya kısmen yapılan muayenenin tam muayeneye dönüştürülmesi halinde beyan sahibi de bu muayenede bulunabilir.” hükmü ile fiziki muayene türlerinin hangi hal ve şartlarda nasıl uygulanacağı yeniden belirlenmiştir.

Bu uygulama biz muayene memurları açısında çok önemli sonuçlar doğurmaktadır. Şöyle ki, evvelden fiziki muayene kriterlerinin belirlenmesi tümüyle muayene memurunun inisiyatifine bırakılmış, bu inisiyatif kullanma hakkı nedeniyle kısmı fiziki muayene yapılan bir eşyada bile tamamından sorumlu tutularak ağır bir yükümlülükle karşıya karşıya bırakılmaktaydık. Bunun sonucu olarak da, aynı gümrük idaresi içerisinde bile muayene memurlarının bilgi, tecrübe ve cesareti ile o anki psikolojik durumuna göre uygulamalarda farklılıklar çıkmaktaydı. Bu farklılıklar zaman içinde mensuplarımıza doğaçlama bir egoizm ve kibirlilik katmakta, firma veya müşavirler tarafından her daim şikayet konusu edilerek ortamın gerilmesine neden olunmakta ve hatta müşavirlerin, firmalara, konuyu nasıl aktardığı da bilinmediğinden, kayıt dışı menfaat aracı olarak da kullanılmaktaydı.

Yönetmelik maddesinde yapılan bu değişiklik sonrası fiziki muayene türlerinin sistem tarafından belirleneceği, belirlenmemiş olanlarda ise hangi durumlarda ne şekilde fiziki muayene yapılacağı hüküm altına alınarak, bir nebze de olsa fiziki muayene şekilleri normlaştırılmıştır. Bu değişim ve gelişmeye bizlerin de katkı sağlaması gerekmektedir. Bu itibarla, yapılan fiziki muayenenin beyanname üzerinde kayıtlı hale getirilmesini sağlayarak, yaptığımız tespitten ne derece sorumlu tutulabileceğimizi belirleyebilir, asli görevlerimizi kendimize güvenerek icra etmemizi sağlayabiliriz.

Her nevi eşya ithalatında veya ihracatında aynı şart ve koşulların uygulanamayacağı gerçeği saklı kalmak kaydıyla, beyanname konusu eşyanın kaç konteyner, kutu veya palet olduğu değerlendirilerek, eşya cins ve türüne göre de inceleme yapılması ve ilgili taşıma belgelerinden herhangi birine (özellikle beyannamenin ikinci suretine eklenecek olan) kap numaraları işaretlenerek paraflanması suretiyle muayene kriterinin belirtilmesi, belirlenmiş konteyner veya kapların ne şekilde muayene edildiğini de muayene sonrası aynı bölüme meşruhat verilerek paraflanması halinde, fiziki muayenenin ne şekilde yapıldığı kayıt altına alınmış olacaktır.

Örnek 1: 48.fasılda kayıtlı 85 konteyner kraft kağıt ithalatı için düzenlenen serbest dolaşıma giriş beyannamesinin sistem tarafından kısmı fiziki muayeneye tabi tutulduğu veya dış ticaret tedbirleri incelendiğinde muayene memurunca kısmı fiziki muayene ile sonuçlandırılacağına karar verildiğini düşünelim. Gerek firma ve gerek ise eşyanın ithalata konu mevzuat açısından incelendiğinde rastgele 3 konteynırın haricen, 3 konteynırın tartılarak kısmı fiziki ve 3 konteynırın da tam tespite alınarak muayenesinin yapılacağı bilgisinin konşimento üzerinde konteynır numaraları işaretlenerek yükümlü bilgilendirilebilir, muayeneye hazır olduğunda yapılan tespitler de yine aynı bölüme not edilerek fiziki muayene tamamlanabilir. Bu durumda, muayene memurunun fiziki muayeneyi ne şekilde ve hangi eşyalar üzerinde yaptığı beyannameye ekli olan konşimentoda kayıtlı olarak bulunacaktır.

Örnek 2: Bir konteyner veya antrepoda bulunan standart ambalajlı aynı kalem eşyanın fiziki muayenesinde ise, çeki listesi var ve kaplar numaralandırılmış ise, muayene yapılan kapların numarasının işaretlenmesi; herhangi bir numaralandırma mevcut değil, çeki listesi de yok ise, muayenesi yapılan kapların numaralandırılarak paraflanması ve bu şekilde muayenenin sonuçlandırılması, yapılan numaralandırma ve meşruhatların aynı şekilde yine beyannamenin ikinci nüshasına ekli konşimento veya özet beyana meşruhat verilerek yapılan fiziki muayenenin kayıtlı hale gelmesi sağlanabilmelidir.

Örneklemeler her nevi eşya için geçerli olmayabilir, ancak bu şekilde muayene yapılabilecek eşyaların geliştirilen normlar dahilinde işleme tabi tutulması halinde, uzun vadede sorumluluklarımızın bilincinde, cesaretli ve yeknesak karar vermeye başlayacağımızı, bu şeffaflık ortamında geçmişten gelen belirsizliklerden menfaat temin etmeye çalışan kişi veya kuruluşlara zemin oluşturmadan, sadece görevimiz ve yetkimiz olduğu için imza attığımızı içselleştirir ve bu sayede daha da başarılı olabiliriz diye düşünmekteyim.

VI- MUAYENE SONUÇLARINA İLİŞKİN MÜZEKKERE

Buraya kadar yapılan açıklama ve örneklemelerde kısmen değinildiği gibi, Muayene Memurlarının asli görevleri;

-Eşyanın Gümrük Tarife İstatistik Pozisyon numarasının (GTİP) tespiti,

-Tespit edilen GTİP numarasına göre ithalat veya ihracat işlemlerinde uygulanacak olan dış ticaret politikalarının tespiti,

-Eşyanın gümrük kıymetinin yazılı mevzuat dahilinde irdelenmesi,

-Nihayetinde, ithalata konu eşya için gümrük vergileri tahakkukunun yapılmasıdır. Belge kontrolü veya fiziki muayenede eşyanın GTİP numarasının tespiti ile başlayan görevlerimiz sırasında beyanın uygun olması durumunda “Uygundur” meşruhatının verilmesi yeterli olmaktadır. Ancak, beyana rağmen başka hususların tespit edilmesi halinde, konu ayrıntılarıyla beyannamenin arkasına müzekkere yazılarak idareye aktarılması gerekmektedir.

İthalata ilişkin muayene sonuçlarının idareye aktarılması sırasında; eşyanın ambalajlanması veya yüklenmesinde özel tertibat kullanılıp kullanılmadığı dahil olmak üzere, kasıt unsurunu içerecek her bir hususun müzekkereye ayrıntılı bir şekilde yazılması gerektiği gibi, belirlenen GTİP sonrası vergi farklılığının olup olmadığı hususu da müzekkerede açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Ancak, daha da ileri gidilerek cezai durumunun olduğu veya olmadığı ile kaçakçılık konusunda işlem yapılması veya yapılmaması gibi mütalaalarda bulunulması yetki aşımı olacaktır. Para cezası veya kaçakçılık fiillinin oluşması tahakkuk değil, idari karar ve tebliğ işlemidir. İdarece, para cezası ve kaçakçılık fiili oluştuğuna karar verilmesi durumunda Kaçak Eşyaya Mahsus Tespit Varakası veya faiz hesaplaması hariç olmak üzere, muayene memurlarınca yapılmasına gerek herhangi bir hesaplama veya tahakkuk işlemi de yoktur. Çünkü; gerek idari para cezaları (kabahatler) ve gerekse kaçakçılık konusunda öngörülen suç ve cezalara ilişkin ilgili mevzuatta yeterince (Vergilerinin üç katı, CIF değerinin iki katı, gümrüklenmiş değerin 5 katı vs.gibi) tanımlanmış bulunmaktadır. Muayene memurunca yapılan tespitlere ilişkin vergi farklılıkları da işlem dosyasında zaten bulunacağından, para cezası miktarının ilgili servis ve idarece belirlenmesi gerekmektedir.

 

SONUÇ:

Buraya kadar anlatılan hususlar dikkate alındığında, yeknesak bir uyulamaya varılamamış ve kariyer mesleklerin en temel gereklerinden olan görev tanımlarının yapılamamış olmasının gerekçeleri olarak; geçmişten gelen alışkanlıklar, idare amirlerinin şifahi talepleri, kariyer meslek olarak unvanımızın olmayışı, görev yapılan yerlerin çeşitliliği ve fiziksel zorlukları, geçici görevler vs. gibi bir çok konuyu sıralayabiliriz. Bunların tamamının doğru olduğu kabul edilse dahi, öz eleştiri yapılarak mesleğine sadece yetkisi olduğu alanlarda görev ve sorumluluklarını en hızlı ve doğru bir şekilde yerine getirebiliyor muyuz? sorusunun sorularak, derneğimizin başlattığı bu çalışmaya tüm mensuplarımızın katkıda bulunacağını ümit ediyorum.